Basit bir hayale ziyan edilecekse Sinan Egemen'i bize geri verin bari

Işınla Bizi Scotty 11.1.2018 Fazilet Hanım ve Kızları
Fazilet Hanım ve Kızları

Fazilet Hanım ve Kızları 29. bölümü yayınlanalı on günden fazla oldu ama ben bölümle ilgili yaşadığım hayal kırıklığını, üzüntüyü ve kızgınlığı hala üzerimden atamadım. Ece'nin Hazan'a, Sinan için olan hislerinin hayranlıktan ve hayalden ibaret olduğu ve o hayalini gerçek sandığı... Şimdi o hayali bırakıp.. Ece'nin ne söylediğini toparlayıp, özetlemek bile zor.  Kendi içinde tutarlılık içermeyen ve kulağa mantıklı gelmeyen, yine de izleyeni rahatsız eden sözler. Rahatsız edici olan, olayları muhakeme etme yetisinden yoksun Ece'nin bunları söylemesi değil; sahnenin işlenişi, Hazan'ın konuyla ilgili Yağız'ın sözlerini hatırlaması, en önemlisi de aklının karıştığının, şüpheye düştüğünün yüzünden okunmasıydı. Hazan ve Sinan'ın sorunlarını aşıp barışmalarını can-ı gönülden beklerken, bu barışmanın Hazan'ın içinde yükselen şüpheyi bastırmak için panikle Sinan'a sarılmasıyla olması acı vericiydi.

 
Bugüne dek 29 bölüm izledik bu dizide. Neredeyse bütün bir sezon. Beni bu diziyi izlemeye, zaman zaman anlamsız ya da sıkıcı bulduğum çoğu şeyi göz ardı edip hevesle beklemeye iten en büyük sebep Hazan ve Sinan'ın masum, içten ve eğlenceli ilişkisiydi. Hazan'ın ilk bölümden itibaren, Sinan'ınsa onu tanıdıkça gelişen aşkının gücünden, derinliğinden şüphe etmemizi gerektirecek ne bir sözü ne de davranışı olmuştu ikisinin de. Öyle çok şey yaşadılar ki birlikte. Acılarını paylaştılar, birbirleri için özgürlüklerinden vazgeçtiler, gururlarından ödün verdiler, ölümü göze aldılar.. Ana konusu aşk olan ve sezonlarca süren pek çok dizide yaşanandan çok daha fazlasını bu 29 bölüme sığdırdılar. Şimdi, gözümüzün önünde böyle gelişip derinleşen aşkın, bir hayranlıktan ibaret olduğuna inanmamız bekleniyor bizden.
 

 
Son bölümdeki bu 'hayranlık' yıkımından da önce, birkaç haftadır, Hazan ve Sinan ilişkisi romantizmden, hatta aşktan uzak, yüzeysel ve sıkıcı bir şekilde işlenmeye başlamıştı zaten. Bu aslında sadece Fazilet Hanım ve Kızları'na, Hazan ve Sinan ilişkisine ait bir sorun değil. Kurgu dünyasında, özellikle de dizilerde ilişkinin başlaması, ölümü oluyor bir anlamda. Aşkın en çarpıcı işlenebilen evresi bakışlardan, karşılaşmalardan, imalardan, kıskançlıklardan, meydan okumalardan heyecan duyulan o ilk zamanları. Senaryolar, devam eden bir ilişkiyi heyecan verici işleyebilmek becerisinden genellikle yoksunlar. Birbiri için ölüp biten iki insan, ilişki başladıktan sonra yıllardır evli, alışkanlıktan başka bir şey paylaşmayan bir çifte dönüşüyorlar adeta. Ya da birbirlerine aşkla ve tutkuyla bakmayı bırakıp 'huzur verici, şefkatli' sarılmalar paylaşıyorlar sadece. Bu sıkıcılığı aşmak için yaratıcılık yeterli olmayınca da gelsin üçüncü şahıslar, gitsin yanlış anlamalar... Hazan ve Sinan aşkı da, gelişirken çok heyecan verici olsa da, ilişkileri başladıktan sonra ilginçliğini yitirdi. Sinan'ın ilk sezon boyunca izlediğimiz, Hazan'la birlikte izleyenlerin de yüreğini ağzına getiren baştan çıkarıcılığı ilişkinin başlamasıyla yok oldu. Ama Sinan karakterinin dizi içindeki durumuyla ilgili sorun sadece bu değil.

 
Önceki yazılarımda sık sık Sinan'ın başta şımarık, bencil ve sorumsuz biriyken Hazan'a aşık olmaya başladıktan sonra büyüdüğünden, olgunlaştığından, sevdiklerini kendi ihtiyaçlarının önüne koyan biri haline geldiğinden söz etmiştim. Yirmi dokuzuncu bölümde hem Hazan'ın duygularıyla ilgili şüphe yaratan olaylar hem de Sinan'la ilgili bazı gelişmeler beni kendi hislerim ve yazdıklarım konusunda şüpheye düşürdü. Şu an geldiğim noktada Sinan'ın yaşadığı değişimden memnun hissetmiyorum kendimi. Üstelik yaşadığı bu dönüşümün sebebi olan, dayandığı, tutunduğu aşk da çekip alınıyor elinden. Yaşanan her şey -şu an dizinin iddia ettiği gibi- önemsiz ve anlamsızdıysa keşke onu Sinan Egemen yapan şeyler alınmasaydı ondan. Evcilleştirilmeseydi. Sinan, özellikle son dört-beş bölümdür yüzeysel, pasif, önemsiz bir karakter olarak işleniyor dizide. Eğriyi doğruyu ayıramayan, sürekli yanlış kararlar veren, ağabeyinin himayesine muhtaç, bırakın 'aşkla büyümeyi' gittikçe çocuklaşan bir karakter. Yanlış kararlar verdiği, hatalı çıkarımlar ya da düpedüz budalalıklar yaptığı bütün olayların diğer ucunda bir süredir ideal, mükemmel bir kahrama dönüştürülen ağabeyinin oluşu Sinanda'ki bu silikleştirmenin nedeni hakkında fikir veriyor elbette. 
 

Hazan'ın Yağız'la yaşayacağı ilişkinin meşrulaşması için, duygularıyla birlikte aşık olduğunu sandığı adamın da resimden yavaş yavaş silinip kaybolması yolu seçiliyor sanki. Şimdiye dek Hazan ve Sinan aşkıyla ilgili anlatılan her şey halı altına süpürülecekse, keşke Hazan duygularında yanıldığını, otel odası olayının sorumlusunun Sinan olduğunu öğrendiğinde anlasaydı ve Sinan Egemen karakteri 'önemsiz bir ilişki' uğruna ziyan edilmeseydi. Sinan bu dizinin rengi, enerjisi ve en ilginç yanlarından biriydi çünkü. Ekranlarda kolay kolay rastlayamayacağımız, herhangi bir kalıba ya da tanıma sığmayan, sıra dışı bir karakterdi 'o' Sinan. (Bu bıçak sırtı karakteri layıkıyla canlandırıp sevdirebilen bir oyuncu tarafından hayat veriliyor olması da bunda etken elbette.) Neşesiyle, merakıyla, öfkesiyle gerçek; yaşayan, canlı, nefes alan, nabzı gümbür gümbür atan; sınırları zorlamayı seven, farklı ve gerçek olana ilgi duyan; enerjisi ve hayata karşı iştahı hiç azalmayan biriydi. Evcil değildi, yola getirilemezdi. Kimsenin sözüyle iş yapmaz, kimseye hesap vermezdi. Ne yapıp söylemiş olursa olsun,  kendisini mutlaka affettiren, hani şu 'onda şeytan tüyü var' denenlerdendi.. ki sırf eğlence uğruna, canı öyle istediği için, karşısındakini damarına basarak sinirden delirtebilidi. Ama Sinan 'Defol, git başımdan!' diyenin, gitmemiş olması için dua ederek yan gözle etrafı kolaçan edeceği; 'Rahat bırak, bir daha arama beni!' diyenin 'Acaba arıyor mu?' diye telefondan gözünü ayıramayacağı, bir gün görmese pencerede yolunu gözleyeceği; girdiği hayatın merkezine oturan, hayatına girdiği kişiye yaşadığını hissettiren biriydi. (Fazilet'in Hazan'a söylediği 'Senin Sinan'dan önce bir hayatın var mıydı ki?' sözü geldi aklıma.)



Bazen karşısındakini öfkeden delirttiği, bazense aklını başından alacak kadar etkilediği ne çılgınlıklarını görmedik ki Sinan'ın? Hazan'a arabasına binmesi için meydan okuyup ölümcül br yolculuğa çıkması.. Birlikte geçirdikleri kazanın ardından basına Hazan'nın sevgilisi olduğunu söylemesi, herkes ikisinin gerçekte sevgili olmadığını bilse ve bu aleni olsa da gözlerinin içine baka baka bunda ısrar etmesi.. Hazan'la görüşebilmek için arkadaşına türlü yalanlar söyletmesi.. Anne acısıyla ilgili ona sataşan birine spor salonunda saldırması.. Babasıyla dalga geçen arkadaşına klüpte kafa atması.. Ece ve Hazım'ın düğününde Yasin'i yumruklaması.. Yağız, Hazan'a hakaret ettiği için şantiyede ona saldırması.. Ece'yle evliliğine öfkelenip babasının yüzüne annesinin mezarından getirdiği toprağı atması.. Öfkeyle üzerine bir sürahi limonata boşaltan Nil'e inat herkesin önünde üstünü çıkarıp buz gibi havada sokaklarda dolaşması.. Üstünü başını sırılsıklam ederek Hazan'a evini temizlemekte yardım etmeye çalışması.. Hazan'ın telefonuna takip programı yükleyip olur olmadık her yerde karşısına çıkması.. Hazan'ı evinde ateşler içinde bulup önce hastaneye, ardından yalıya, hem de kendi odasına getirip yatırması.. Hazan ve ailesi evden atıldığında o evi satın alması ve Hazan'ın bu kiracılığı kabul etmesi için türlü pazarlıklara girişmesi.. Kafası bozulunca bu eve gelip geceyi orada geçirmesi.. Hazan'la evde sohbet ederken Fazilet'in gelmesi üzerine Fazilet'e 'basılmaya' çalışması.. İstanbul'u Hazan'ın yüzünün olduğu afişlerle donatması.. Parasız kalınca balıkçı teknesinde sabahlaması.. Hazan'ın yalnız kaldığı eve gece gizlice girip ona sürprizler hazırlaması.. Hazan göz altına alınınca yalnız kalmasın diye, bir kafede kendisini tutuklatıp nezarethanede onunla sabahlaması.. Hazan'ı Nil'den kurtarmak için kendi üzerine benzin döküp Nil'e yaktırmaya çalışması..  

 
Sinan'ı 'zengin-şımarık' klişesinden çıkaran en önemli özelliklerinden biri ise bu çılgınlığına, deli doluluğuna karşın mütevazı, insancıl biri oluşuydu. Üyesi olduğu spor salonunda çalışanların hepsiyle senli benli, dostane bir ilişkisi vardı örneğin. Herkese karşı hep güler yüzlüydü. İnsanları maddi durumları ya da sosyal konumlarına göre sınıflandırmaz, ne kadar samimi olduklarıyla ilgilenirdi. Yağız'ın Kerime'yle ilk karşılaştığında yaptığı gibi eline para sıkıştırıp göndermeye çalışmasını Sinan'da kesinlikle göremezdiniz örneğin. Ya da yine ağabeyinin aksine, Fazilet ve kızlarını 'muhatap olunmaz', insanlara 'musallat olan' düşük seviyeli kişiler olarak görmedi hiçbir zaman (ki Fazilet'le tanışması yarışma için onu tehdit etmesiyle olmuştu); akisine her zor zamanlarında onlara yardımcı olmaya, evlerinde ağırlamaya çalıştı.
 

 
Ayrıca Sinan, dizinin son bölümlerinde işlendiği gibi burnunun ucundakini göremeyen, kendisine kurulan tuzağı fark etmeyecek, incelemeden sözleşme imzalayacak kadar budala bir adam da değildi. İnsanların içini, niyetini şıp diye anlayabilen biriydi. Nil'in Hazan'a iftira attığından ve Hazan'ın doğruyu söylediğinden bir an bile şüphe etmedi. Nil'in hizmetçisinin işin içinde olduğunu ve vicdanının rahat olmadığını da bir bakışta anlamıştı örneğin. Yasemin'in nasıl bir insan olduğunu tek bilen oydu ailede. Babalarının öldüğü söylendiğinde 'bu adam benim babam değil' diye direten de oydu. Fazilet'in hırsı için her şeyi yapabilecek bir insan olduğunu da ilk karşılaşmada anlamıştı. Yağız'ın bütün inkarlarına rağmen Hazan'a aşık olduğunu da rahatlıkla görebiliyordu.  
 
Artık yavaş yavaş  muhakeme yeteneğini kaybetmiş, en şüphe uyandırıcı durumlardan bile işkillenmeyen, eğlencesiz, heyecansız, enerjisiz,  ağabeyinin gölgesine yuvalanmış, evcil, minnoş bir kediye dönüştürülüyor sanki Sinan. Ama Sinan'ın renksizleşmesi 'Fazilet Hanım ve Kızları'nın renksizleşmesi, sıkıcılaşması demek aynı zamanda. Hazan ve Sinan aşkının basit bir heyecan, hayal olarak geçiştirilmemesi ve haftalarımızın ziyan edilmiş olmaması için bir ümit vardır, dilerim. Ama o ümit artık kalmadıysa hiç değilse dizinin rengini, Sinan Egemen'i geri verin bize. 
 


Paylaş

Yorum yapın

Tüm Yazılar