Siyah Beyaz Aşk replikleri - 26. bölüm

Binbir Tv 18.4.2018 26. bölüm
26. bölüm
Ferhat - Korkma sen; ben varım. (Aslı'nın karnını okşayarak) Korkarsan o da korkar sonra, değil mi?
Aslı - Yani... Hisseder tabii, ben ne hissedersem.
Ferhat - Sevildiğini de hisseder mi?
Aslı - Hisseder. Hisseder tabii.
Ferhat -  Güvenir mi peki babasına?
Aslı - Güvenir.
Ferhat - Sen güveniyor musun?
Aslı - Güveniyorum. (Ferhat'a sarılır) Dünyanın en güvenli yeri olabilir burası.
 

Bembeyaz

Yiğit -
Çok arada kalmışsın sen ya...
Ferhat - Bu zamana kadar hep arada kaldık. Sıkıntı yoktu yani ama bu seferki bir garip. Mevzu ortada, oğlum, işte.
Yiğit - Keşke babamız hayatta olsaydı.
Ferhat- O ne yapacağını bilirdi zaten. Bize de söylerdi; "Şöyle yapın, böyle yapın." Yok ki arkamızda bize destek verecek biri.
Yiğit - Yüreği kocamandı be!
Ferhat - Kocamandı tabii, bembeyazdı. Sen de öylesin.
Yiğit - Babamız buralardan göçene kadar bembeyazdı ama bundan sonra ben nasıl olurum, ne yaparım bilmiyorum.
Ferhat - Saçma sapan konuşma oğlum. İşinin başına geri döneceksin sen. Aslan gibi adamsın, savcısın. Kanun adamısın lan, sen! Biz katran karası olduk da ne oldu?
 
 

Cüneyt - Bu ne hâl, kız? Bihter Ziyagil gibisin vallahi.
 

Dağ çileği

Aslı -
(Manava) Pardon, dağ çileğiniz var mı?
Manav - Bu mevsimde bildiğimiz, normal çilek olur.
Aslı - Ha, yok, ondan değil. Hani, oluyor ya böyle; ufak, ufak, ufak, ufak...
Manav - Ablacığım, dağ çileğinin ne olduğunu biliyorum da yok, olmaz. Daha erken.
Aslı - Sen bana "ablacığım" mı dedin?
Ferhat - Öyle bir şey demedi.
Aslı - Seninle benim aramda kaç yaş var, kardeşim? Sen bana niye "ablacığım" diyorsun ya? (Ferhat'a) Sen de hiçbir şey söylemiyorsun, "ablacığım" diyor. Sana göre de ablayım herhalde.
Ferhat - Adamı öldürsek suç, öldürmesek suç. (Manava) Kardeşim, sen de dağ çileği bulundursana! Normal çilek olur mu bu mevsimde?
 
 

Çocukluk

Aslı -
Anlatmıyorsun ki hiçbir şey, babanı, çocukluğunu...
Ferhat - Güzeldi benim çocukluğum ya! Babamı kaybedene kadar tabii... Yaramazdım. Durmazdım yerimde. Öyle, ağaçtan ağaca atlardık. Dereden dereye... Her yerimiz yara bere içindeydi. Anlatmıştım aslında birazını ben sana.
Aslı - Özür dilerim. Ben üzmek istemedim seni. 
Ferhat - Yo, bir sıkıntı yok. Ondan sonra büyümek zorunda kaldık. Çocukluğumuz geride kaldı yani. Babam gibi biri olmak için çok uğraştım. Hayata onun gibi bakabilmek, dik durabilmek için çok çalıştım. Berber Necdet'e yakışır bir evlat olmak istedim. Hayat da pek kıyak geçmedi gerçi bize. 
 

Ferhat - Anlayacağın Berber Necdet'e yakışır bir evlat olamadık. O çizgide dik duramadık yani. Sen buna ister "kader" de, ister "hayat" de; benim için fark etmez. Bunları yaşayacakmışız. Ama iyi ki sen varsın. İyi ki sen çıktın yani karşıma.
 
 
 

Ne olursa olsun

Gülsüm -
Mecbur kaldım. Yalvarıyorum, bir dinle, Abidin.
Abidin - Hadi, diyelim ki mecbur kaldın, bunu bana nasıl yaparsın ya, Gülsüm? Ha, bana nasıl yaparsın? Ben senin için "İki damla göz yaşın için dünyaları yakarım." diyorum; "Son nefesimi Gülsüm'e veririm." diyorum. Bana bunu mu reva gördün? Allah aşkına ya! Benden nasıl saklıyorsun, Allah aşkına, nasıl saklıyorsun ya?
Gülsüm - Ya bir dinle! Dinle bir! Tehdit etti beni. "Necdet'i Abidin'e, abine söylerim." dedi. "Ferhat duyarsa seni öldürür." dedi. Başka çarem yoktu. Kaç kere direndim, kaç kere "olmaz" dedim. Her seferinde tehdit etti, her seferinde tehdit etti... Korktum. Anlıyor musun, korktum! En çok da seni kaybetmekten korktum. "Abidin duysa, öğrense beni sevmez." dedim. Ne yapsaydım? Sen benim yerimde olsan ne yapardın?
Abidin - Ne olursa olsun seni severdim, Gülsüm. Duydun mu? Ne olursa olsun.





Romantizlik

Ferhat -
Gel bakayım, sen benim yanıma yaklaş. Bak sinirlerimi zıplatmaya başlıyorsun sen benim sabah sabah. Duydun mu beni?
Aslı - Hep bir emir, hep bir emir-komuta zinciri. Yani insan şöyle güzel, romantik, sabah romatizmli bir şeyler söyler. "Aşkım, bir tanem, çiçeğim, petunyam..." Böyle...
Ferhat - Neyim, neyim?
Aslı - Petunyam.
Ferhat - O ne ya?
Aslı - Bir nevi çiçek işte. Neyse, tamam. Hadi kahvaltı edelim. Ben çok acıktım.
Ferhat - Biz de romantiğizdir yani.
Aslı - Fark ettim. Çok... "Kalk! Gel buraya! Asabımı bozma!" Tamam, hadi. (Ferhat, Aslı'yı öpmeye başlar. Aslı gülerek) Lütfen kahvaltıya gidebilir miyiz?
Ferhat - Gidemeyiz bir yere. Bizim de romantizliğimiz böyle yani.
Aslı - Tamam, peki.

Paylaş

Yorum yapın

Tüm Yazılar