Uzun Çorap ve Işınla Bizi Scotty 'Ufak Tefek Cinayetler'in on birinci bölümünü konuştu

Binbir Tv 10.1.2018

Binbir Tv yazarları Uzun Çorap ve Işınla Bizi Scotty Ufak Tefek Cinayetler'in 11. bölümünü değerlendirdi. 

Uzun Çorap: Önce bir genel bölüm değerlendirmesi yaparsak... Şahsen dün akşamki bölümden, önceki bölümlerdeki kadar heyecan duyamadım... Ya sen nasıl buldun bölümü?


Işınla Bizi Scotty:
Beklediğim kadar keyif alamadım ben de. Aslında hem çok önemli olayların olduğu hem de fazla bir şeyin olmadığı bir bölümdü. Serhan tutuklanıp cezaevine gönderildi. Merve linç ediliyordu, Sarmaşık'ı terk etti, evi satıldı. Arzu yeni bir şirket kurdu. Ama bu saydığım olayların etrafı da içi de dolu değil gibiydi. Doymuş hissetmiyorum ben de kendimi. Ama Serhan'ın hapishaneye giriş sahnesini etkili buldum. 

 
UÇ: Bölümde Serhan da az göründü, Edip de az göründü. Edip'in Merve'yle sahnesi adeta Edip biraz daha görünebilsin diyeydi. Çok anlamlı gelmedi. Bu, "iyiler"in "kötüler"e iyilik yapmaya çalışması genellikle iyilerin kendine zarar veriyor. Yani kötülere zorla iyilik yapmaya çalışıyorlar. Aslında burada Oya da Edip de Merve'ye yardımcı olmaktan bir zarar görmediler ama mantıklı da gelmedi bana. Sen ne diyorsun, niye böyle davrandı Oya ve Edip?
 
IBS: İlginç bir konu. Aslında sanki sadece Oya ve Edip'in iyi olduklarını seyirciye hatırlatma ve Merve'ye seyircinin gözünde bir ders vermek içindi. Yani Sarmaşık dünyası dışında, doğrudan seyirciye hitap eden sahnelerdi. Hatta Oya ve Edip'in arasında geçen "İşte biz iyiler hep böyleyiz" konuşması da bunun altını çizmek içindi. Hani bir insanın yaptığının cezasını çekmesi tek başına yeterli gelmez, ders alıp pişman olduğunu da görmek isteriz ya, arada seyirciye bunu yaşatmak istiyorlar galiba. Bu dizideki 'iyi-kötü' tartışmasını seviyorum ama 'siyah ve beyaz'ı değil, grinin tonlarını işlediklerinde daha ilgi çekici hale geliyor benim için. Oya'nın Merve'ye yardım ediyor oluşunun içinde Serhan'ı kurtarma isteğinin de oluşu gri bir ton örneğin. Peki, sence Oya'nın ona destek çıkması Merve'yle ilişkisini etkileyecek mi? Oya'nın tavrı Merve'de gerçek bir ders almaya, pişmanlığa sebep oldu mu? Kimin dost kimin düşman olduğunu gördüğüyle ilgili bir konuşma yapmıştı. 
 
UÇ: Kötülere boyun eğdirmek, onlardan senin iyiliğine onay ihtiyacı duymak aslında onları yukarıya koymak,  fazla değer vermek oluyor. Oya Merve'nin dostluğunu kazanmasın, bu Oya'ya fayda değil. Merve uzak durulması gereken bir tip; artısını, eksisini hesaba vurunca değerli değil ki. Bir tek bu bölümde anneliğini takdir ettim. Normalde kızıyla pek ilgilenmiyor gibi geliyordu, fakat bu kez kızı fark etmesin diye sürekli rol yaptı, hatta ailesinin Nişantaşındaki evine geldiklerinde hemen kızına "Yatakta zıplayalım mı?" dedi. Hiç bencil davranmadı. Çocuğuna "Zaten canım sıkkın, ayak altında dolaşma, git başımdan" falan demedi, tahammülsüz davranmadı. Konuya döneyim, Merve bağımsız bir karakter. Arzu'nun aldatılığını bildiği ve gizlediği anlaşıldığında da Sarmaşık'tan dışlanmıştı. O zaman da problemini Serhan'la ya da başka biriyle falan paylaşmamıştı. Sorunlarını kendi başına çözmeyi seviyor. Bence bunu bu kez de yapabilir.  Soruna gelirsek, Merve Oya'yı sevmeyecek. Dostlukları değişmeyecek. Ancak "Köprüyü geçerken ayıyı idare ettim" falan diyebilir. Merve için birini sevmek zayıflık sanırım. Bu arada bu bölümde daha iyi anlaşıldı ki Oya'nın Sarmaşık'a dönmekten bir amacı yok. Geçmişin hesabını sormak, kendini temize çıkarmak gibi bir planı da yok. Bu eski grup arkadaşlarını pek sevmiyor da. Savruluyor mu ne? Sence niye döndü ki Sarmaşık'a? 
 
IBS: Oya'nın bir planı, amacı olduğunu düşünmedim ben hiç. Dediğin gibi, savruldu. Edip de sormuştu Oya'ya benzer bir şeyi. Oya onların hayatlarına neden tekrar girdiğinin cevabı olarak "mutsuz olduklarını, cezalarını çektiklerini görmek istedim" demişti. Sonra birkaç kez gitmeyi düşündüğünde de yenilgiyi, kaçmayı kendine yediremedi. Büyük bir savaş planı yok Oya'nın, küçük çatışmalar onu oyalıyor. Serhan'a aşık olmasaydı çoktan gitmiş olurdu belki de. Merve'nin kendi başınalığı konusunda haklısın. Sanırım kimseyi dengi olarak görmüyor. Aslında Pelin'e yaptığı, o herkesin gerçek yüzünü gördüğü iması da yersizdi. Merve, Pelin'in nasıl biri olduğunu herkesten iyi biliyor, kendisine ilk kazık atacak olanın o olduğunu da.  
Bölümü genel olarak düşününce kocaman bir Merve bulutu oluşuyor zihnimde. Evet, hem Sarmaşık'tan kaçması ve itibarını toparlamaya çalışması hem de geçmişe dönüş sahneleriyle bölümde yeri çoktu ama ben performanstan çok etkilenen bir izleyiciyim. Performansı bana en inandırıcı ve derin gelen oyuncunun canlandırdığı karaktere ister istemez daha çok yaklaşıyorum. Merve'yi desteklemem asla mümkün olmaz, ama çok kızamıyorum da. Aslıhan Gürbüz, onu bir şekilde sempatik hale getirmeyi başarıyor. Bunun yanında maalesef Oya'ya bir türlü yakınlaşamıyorum, ne hissettiğini anlayamıyorum çünkü. Gökçe Bahadır'ın performansına biraz daha yaklaşabildiğim sahneler Serhan-Oya sahneleri. Orada Oya daha çok duygusallaşıyor galiba... Bölümdeki tek Oya-Serhan sahnesini nasıl buldun?
 


UÇ:
Bölümdeki tek sahneleri miydi? Kocca bölümde... Evet, öyleydi galiba. Acıklı buldum. Özellikle Oya bakımından. Serhan biraz rahatlamak için çabalıyor. Deniz kenarı... kumlar... Oya.... Her şey güzel... Ve sonra vicdan azabı... Kendi çocukluğu, ergenliği aile sevgisi olmadan geçmiş biri için bunu çocuğuna yapması daha da zor. Bu ikilinin kısmetinde yol mu görünüyor, çıkmaz mı görünüyor acaba? Gerçi meşhur bir pencere var, gösterip duruyorlar. Yani bir kaza mı olmuş, cinayet mi var, kim ölmüş, kim hayatta kalmış, bunlar da belli değil. Daha önce konuşmuş muyduk? Sarmaşık'ın bu üç silahşörü, Serhan, Taylan ve Mehmet sorguda değil, onlar da mı uyutuluyor?... Fantastizmm.. Sen ne diyorsun, ilişkilerinin çıkar yolu var mı?
 
IBS: Aslında deniz kıyısı romantizmini klişe ve sıkıcı bulurum ama Serhan'ın panik atak sahnesi oldukça çarpıcı ve rahatsız edici çekilmiş. Serhan'ın atağı, nefes alma çabası, Oya'nın telkinleri Serhan'ın deniz kıyısı hayaliyle iç içe geçmiş olarak verilince o kadar çarpıcı bir hal aldı ki, revir sahnesini daha da dramatik hale getirdi. Serhan'ın Oya'yla kurduğu mutluluk hayalinde vicdanının onu rahat bırakmaması, kızını aklından çıkaramayıp onu o mutluluk resmine sokamaması durumun özeti gibi. Serhan'ın Oya'yla mutluluğu imkansız görünüyor. Çünkü çocuğuna, annesinin arkadaşına aşık olduğunu açıklayabilmesi ve ondan bunu normal karşılamasını beklemesi mümkün değil. Belki Serhan ve Merve boşanır, Merve ve Oya'nın ilişkisi kopar ve aradan epeyce zaman geçerse olabilir ama Serhan bunu çocuğuna şu an yapabilecek bir adam değil. O yüzden Oya ve Serhan ilişkisi, en azından mutluluğu bana mümkün görünmüyor. Yine de öyle içten ve güzel işleniyor ki bir yandan yanlış hissettirse de bir yandan da onları birlikte izlemek çok keyifli. Ama bence bu ilişki hiç olmamalı. Oya, Oya'lığını kaybeder; savunduğu, savunabileceği hiçbir şey kalmaz.
 
UÇ: Serhan'ın gençliği daha önceki bölümlerde verilmiş miydi, hatırlıyor musun?
 
IBS: Hayır, zannetmiyorum. Serhan'ın gençliğine ilk gidişimizdi bu. Laf arasında ailesiyle ilişkisinin kopukluğu konuşulmuştu ama detaylı işlenmemişti. Serhan ve Merve o kadar kopuk, o kadar farklı görünen bir çift ki ilişkilerinin evlenecek kadar nasıl ilerlediğini hep merak etmiştim. Cevap, Merve'nin bu evliliği bir "yatırım" olarak görüp gerçekleştirmek için her şeyi yapmasındaymış. Zavallı Serhan tam anlamıyla kandırılıp tuzağa düşürülmüş. Sonra da bir şekilde kurduğu bu aileye, aile özlemiyle sadık kalmış. Merve'ninse aşk, romantizm gibi ihtiyaçları hiç olmamış belli ki. Onun derdi hep iktidar. İktidarda olduğu sürece mutlu. Serhan da Oya ve Edip gibi Merve'nin kurbanlarından. Karakterlerin gençliklerini canlandıran oyuncular çok başarılı seçilmemişler mi? Bilmesek ve mümkün olsa, aynı insanlar olduklarını düşüneceğim.  
 
UÇ: Ben de gençliklerini canlandırmaları için seçilen oyuncuları çok beğeniyorum. Serhan'ın gençliği de çok iyi olmuş. Hem fizik olarak hem elektrik olarak. O durgunluğunu çok ama çok iyi vermiş. Bir de izlerken şunu düşündüm, öyle ya da böyle Merve gençliklerinde Serhan'a verdiği "artık yalnız olmayacaksın, yaş gününü hiç unutmayacağım" sözünü tutmuş galiba. Ultra sosyal bir insan ya, hiç atlamamıştır herhalde. O sözü tutmaya acaba bu krizde de devam edecek mi ya da Serhan'a "Bye bye tatlıııım" deyip arkasını dönüp gidecek mi? Aslında Merve'yi daha mücadeleci sanıyordum. Sarmaşık'ı terk edivermesine şaşırdım. 
 

 
IBS: Haklısın, Merve kaç kez düştü ve kurnazlıkla ayağa kalkıverdi. Bu kez Serhan'ın gerçekten tutuklanacak olması ve bütün maddi gücünü kaybedecek olması korkusu yüzünden duygusal olarak çöktü galiba. Her zaman pullu payetli gördüğümüz Merve bir süre epeyce derbeder dolaştı hatta. Az önce söz ettiğin tanıklar ve sorgu konusuna tekrar dönmek istiyorum. O konu çok ilginç geliyor bana. Sorgunun kendine ait bir evreni, bir boyutu var sanki. Tanıklar sembolik olarak anlatıcı görevi görüyor ama neden sadece bazı karakterler, üstelik her şeyi bilmeleri mümkün değilken her şeyi biliyorlarmış gibi kullanılıyor?Ana kadın karakterlerin travma yüzünden uyutulduğu söyleniyor, tamam.  Ama geri kalan herkes mi uyutuluyor? Aynı zamanda bu sembolik evrendeki polisin özel hayatına da giriyoruz, onları da tanıyoruz. Bu anlatım üslubu kafa karıştırıcı ama diziye edebi bir hava veriyor. Ufak Tefek Cinayetler'in edebiyatla ilgili, ilişkili hali de hoşuma gidiyor.
 
UÇ: Evet, özellikle bu sorgu kısımlarındaki atmosfer bir kitap okurken hissedilebilen atmosferler gibi, yoğun oluyor, benim de hoşuma gidiyor. Mesela bu tanıklar arasında bence emlakçı kız da olmalıydı. Nihal miydi adı? Çok Merve'ci bir kız o. Merve'nin çalışanı gibi, acayip bir sadakati var. Merve tarafından bakan bir tanık da ilginç olabilirdi, olayın boyutunu genişletirdi. Belki ilerleyen bölümlerde devreye girer. 
 
IBS: Çok iyi bir fikirmiş emlakçının tanık olması. Enver'i sorgulamışlardı bir kez. İçeriden birini, birden diğer boyuta geçirivermişler gibi hissetmiştim. Olaylara dış çemberden yavaş yavaş sokulacağız herhalde. Bu durumda tanıkların konuya yakınlığı da zamanla artacak belki. Dizinin sonlarına doğru yavaş yavaş Serhan, Mehmet, Taylan da sorgulanırlar herhalde. Onlar da sanık bir anlam da. 
 

 
UÇ: Arzu'nun iş kurmasına ne diyorsun?
 
IBS: Fragmanda gördüğümde Serhan'a ve şirkete yardım amaçlı olduğunu düşünmüştüm. Bölümde daha belirsizdi. Bir yandan fırsatçı gibi görünmek istemiyor, "Serhan dönene kadar" diyor, bir yandan da kızıyla maddi güçlüğe düşme riskini konuşuyor ve yeni şirket için heyecanlanıyor. Tam anlayamadım Arzu'nun niyetini.
 
UÇ: Bence yardımcı olmak niyetindeydi ama neden öncesinde Enver'e açıklamadı. Bence o çiftlikçi müşteriyle görüşmeye gittiklerinde kafasında bu fikri döndürüp duruyordu. Sonuçta yolu açık olsun. Kız finans dahisi çıktı... :) Peki, evi kimin almış olduğuna dair senin tahminin neydi?
 
IBS: Oya. Aksakların evini bir çırpıda alacak kadar zengin görünmüyor belki ama şu an oturduğu evi de fiyatını bile sormadan, bir anda alıverdiği için birikimi konusunda bir tahmin yapamıyordum. Burcu çok istekliydi. Birkaç bölüm önce o evi istediğini ve geleceğin ne getireceğinin belli olmadığını söylemişti. Mehmet'in maddi sıkışıklığına rağmen Burcu da güçlü bir adaydı. Sosyal medyada tahmin yapanlar arasında Edip diyen de görmüştüm. Memuriyet geçmişi var, editörlükle de o kadar servet yapması zor ama böyle mütevazı yaşamların ardından gizli servetlerin çıktığı hikayeleri severiz biz ya, küçük bir ihtimal de olsa Edip bile olabilir diye düşünmüştüm ama Pelin hiç aklıma gelmemişti. Pelin'in evi almak istemesi hikayede o kadar önemsiz ve alması o kadar kolay ki, hiçbir sürprizi yoktu. Bu yüzden de en büyük sürpriz oldu benim için :)
 
UÇ: Doğru... Sonuçta ne Oya gibi yeni bir düzen kurdu Pelin, ne de Arzu gibi kurulu düzeni yıkıldı. Gerçi maddi durumları hakkında pek bilgimiz yoktu. Bana çok iyi gibi gelmiyordu. Çünkü Taylan faktörü var, kendisi pek iş kafasında değil, daha çok toyluğunu doya doya yaşıyor gibi. Fakat baba faktörü de varmış, o girdi devreye. Ben de Oya diye tahmin ediyordum. Pelo benim de hiiiç aklıma gelmemiş bir seçenekti. Hırsıyla vurdu gol oldu; pardon buna vurmak denmez, tekmelemek denir. Çünkü evi alırken çok ama çok sevinçliydi. Sevincini pek saklamaya bile uğraşmadı. Saf masum kötü. Bu hamleyle Pelin karakteri hikayede ağırlık kazanabilir.  

IBS: Evet, Pelin tam bir saf kötü. Oya'ya söylediği "Şimdi yükselen yıldız sensin. Bana senin yanında olmak yakışır." sözünü hatırladım bak. Bu saflığı ve kötülüğü onu Merve için mükemmel bir sağ kol yapıyor ama boynuz kulağı yedi resmen. Pelin karakterinin mayasında o kadar önemli olmayı göremiyorum ben. Hep ikinci olacak biri sanki ama Merve bundan sonra bu ev konusunda ne yapacak, Pelin'le ilişkisi nasıl gelişecek, gücünü geri kazanabilecek mi, bunları izlemek eğlenceli olacak.
 
UÇ: Bence Merve Pelin'le dostluklarını görünüşte bozmayacak. "Tatlım tatlım" diye diye bulduğu ilk fırsatta kuyusunu kazacak. Merve herşeyden önce abisinin yerini bulsa diyeceğim ama bulup ne yapacak? Bir de Merve'nin abisi de hani hiç çalışmayıp ders geçebilen öğrenciler vardır ya, onlar gibi. İş yerinde sürekli kaytarıyormuş ama bak Serhan'ı paketledi. Rıza da Merve gibi hem entrikacı hem zeki çıktı. Serhan önümüzdeki bölüm tutuksuz yargılanmak üzere salınsın isterim. Yurtdışına çıkma yasağı falan konup bırakılabilir.  Yok mu avukatlar falan? Anlamadım ki. 
 
IBS: Kaçma şüphesi yüzünden tutuklandı Serhan. Esas suçlu açığa çıkmadan nasıl serbest kalır, bilemiyorum hiç. Hemen bir bölümde her şey açığa çıkacak olsa, bu konu dizinin başından beri işlenmezdi gibi geliyor. Merve'nin en büyük kabusu zenginliğini kaybetmek. O konuyu işleyeceklerdir. İşlesinler de ama Serhan çıkmalı hapisten. Nasıl bir denge kurulacak bütün bunlar arasında bakalım. Merakla bekliyorum yeni bölümü.
 
UÇ: Serhan Oya'ya bir isim verdi.
 
IBS: Ah evet, aklımdan çıkmış o. En azından birkaç bölüm bu olayın çözümünü izleriz herhalde. Ama Merve de bu durumdan kolayca sıyrılamamalı. Yoksa dizi çok çabuk kendini tekrara düşecek. 
 
UÇ: Sanırım bu işi Oya çözecek. O ismin peşinden gidecek. Bu sırada Arzu da Serhan ve Oya arasındaki yakınlığa dair bir şeyler sezinleyecek, zaten şimdiden kafası karıştı, Oya apar topar cezaevine koşunca. Dizinin polisiyesi devam edecek galiba ki dozu iyi bence. Arzu'nun da giderek daha etkin olması diziye tat katıyor. Ne diyelim, olaylar olaylar. 
O halde önümüzdeki bölümde görüşmek üzere.

 


Paylaş

Yorum yapın

Tüm Yazılar